Küba’da fotoğraf peşinde 22 gün ve bazı gerçekler
Aslında seyahat bu blogun konusu değil, bunun için seyahat blogumuz azgezmiş var. Fakat orada yazmak hem uzun zaman alacak hem de her kenti detayları ile anlatmaya çalışacağız. Burada ise daha genel izlenimlerimi ve çarpıcı noktaları paylaşmak istiyorum. Burada iyi şeyler yazmayacağım, iyi şeylerin çoğunu azgezmiş‘e bıraktım.
Bilmeyenler için bir not: daha birkaç gün önce uzun süren bir seyahatten döndük. Seyahatimiz her zamanki gibi fotoğraf amaçlıydı ve 22 gün boyunca Küba’daydık. 9 kişilik bir münübüs ile Küba da 5000 Km nin üzerinde yol yaptık.

Çarpıcı olan şu ki, ilk gördüklerimiz bizi şaşırttı, sonrasında ise gördüklerimize alıştık, daha sonra bazı gerçekleri öğrendik ve sonrasında üzüldük. Bir turist olarak ya da bir gezgin olarak Küba’ya geldiğiniz de ilk olarak 2 milyon kişinin yaşadığı Havana’da soluğu alırsınız. Havana’da oldukça çok sayıda güzel bina var. Tamamı devrimden önce inşa edilmiş, bir kısmı daha da eski kolonyal döneme ait ve büyük bir kısmı da sütunlu.

Benim ilk izlenimimi kelimelere dökmem biraz zaman aldı. Ama ara sokaklarda dolaşırsanız aşağıda yazdıklarımı tam olarak hissediyorsunuz.
Gözlerinizi kapatın. Yıl 1945, ikinci dünya savaşı sona ermek üzere. Japonya’ya atom bombası atılır ve kimsenin bilmediği bir atom bombası da Küba’ya atılmıştır. Sonrasında ise ada tamamen boşaltılır ve bugüne kadar kimse ayak basmaz. Bu yılın başlarında Latin Amerika ve Afrika’dan getirilen yoğun bir kalabalık adaya yerleştirilir ve yaşam yeniden başlar.
Tabiki böyle birşey yok; ama eğer olsaydı manzara aynen şu andaki gibi olacaktı, emin olun.

Aslına bakarsanız Wikipedia’da Havana bahsinde bulunan bir kısım oldukça gerçekci yazılmış;
Bütün bu restorasyonlardan mahrum kalan şehrin bölgesi Centro Habana adlı semttir. Burası Prado ‘nun batısından Malecon’a kadar uzanır. Burası, aynı zamanda, çok ender olarak turistlerin uğradığı, şehrin en fakir semtidir. Binalarda yıkılmışlık görüntüsü hakimdir. Bu alana yapılan bir ziyaret, Habana Vieja ya da Vedado gibi şehrin turistik olarak düzenlenmiş alanlarına yapılan geziye oranla, Küba halkının yaşam koşulları hakkında daha gerçekçi bir izlenim bırakır.
Küba, fotoğrafçılar için mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Sadece fotoğrafçılar için değil, gezgin ruhu taşıyan herkesin yolu mutlaka buraya uğramalı. Hem de yakın zamanda uğramalı. Neden mi? Çünkü artık Küba değişiyor. Biz oradayken gördük, değişim başlamak üzere.. Belki ani ve yeni bir devrimle, belki de yavaş yavaş, halka ve diğer ülkelere tanınacak imtiyazlarla. Nasıl olacağını zaman gösterecek; ama değişim kaçınılmaz.

Küba’nın sokaklarında dans eden insanlar yok, her yerde salsa yapılmıyor, burası bir cennet değil. Burası 11 milyon insanı barındıran bir hapishane. Dans eden ve müzik yapan insanlar sadece gelen üç beş turistten üç beş CUC (Küba’da yabancıların kullanabildiği para birimi) koparabilmek için için bunu yapıyor, çünkü devletten aldığı 15 veya 20 CUC asla geçimine yetecek kadar değil. Havana’da turist ya da yabancı olduğunuzu gösteren bir emareniz (örneğin açık tenli olmak ya da fotoğraf makinesi taşımak vs. gibi) varsa rahat rahat dolaşmanıza pek olanak yok. Her iki üç dakika biri yanınıza yaklaşarak puro satmak isteyebilir ya da bir restoran tavsiye edebilirler. Gece ise daha kötüsü var; seks turizmi. Küba’da seks turizmi polis baskısı nedeniyle eskisi kadar yoğun değil; ama yine de gece dışarı çıkıp 5-10 dakika içerisinde birini bulmanız olası. Gece uyuştucu satışı yapmak için yanınıza yaklaşanlar bile olacaktır.
Biz turistler gibi otelde konaklamadık, tüm kaldığımız yerler Casa Particular denen özel evlerdi. Bunlara özetle devletten sertifika almış ve vergisini ödeyen pansiyonlar da diyebiliriz. Bu bize gerçek halkla kaynaşmayı ve sohbet etme imkanını sağladı. Kaldığımız süre içerisinde öğrendiklerimiz değişti ve gelişti. Çünkü halk konuşmak istemiyor, korkuyor. Fidel’den şikayet eden birini bulmanız bir hafta içerisinde çok zor; fakat 20 gün kalırsanız, belirli bir güven oluşturursanız çoğunun Fidel’den yaka silktiğini görebiliyorsunuz. Burada korku ve polis gücüyle sindirilmiş bir halk var, imkan verildiğinde hemen ülkesini terk etmeye hazır. Bir şekilde parayı bulanlar Florida’ya, Miami’ye kaçmayı planlıyor. Bunun için kürek çekmeyi ve Atlantik’te köpek balıklarına yem olmayı bile göze alıyor. Bir kısmı ise İspanya konsolosluğu önünde uzun kuyruklar oluşturuyor.

Küba’da tüm vatandaşlar için turistik amaçla yurtdışına çıkış yasağı var, bırakın yurtdışına çıkışı başka bir şehre gidip orada yaşamınıza devam etme kararını bile özgürce alamıyorsunuz. Yani bir bakıma şehirlerarası vize var.
Bireyler arası eşitlik yok!
Bireyler arası eşitlik yok, sadece yoksullar arasında eşitlik var. Tüm yoksullar aynı derecede yoksul. Bir şekilde parayı bulanlar ise hayatlarını çok daha iyi sürdürebiliyor ve mal varlığına sahip olabiliyor. Diğerleri bunu ancak uzaktan izleyebiliyor. Maddi olan sınıf ayrımının yanısıra ırksal anlamda ayrım bile söz konusu. Heryerde olduğu gibi melezler ve siyahi olanlar çoğunlukla Beyaz Kübalılardan kötü durumda. Beyaz Kübalı dediklerim İspanyol kökenli olanlar, yani 1500 lerde gelip yerel halkın tamamını katleden İspanyolların torunları ve bundan da hiç utanmıyorlar.

Sebebleri her ne olursa olsun, ister Amerikanın uzun süredir uyguladığı ambargo, ister rejimin kendi kendini tüketmesi, ister Küba Komünist Partisi üyelerinin ceplerini doldurması, isterse halkın bezginliği ve tembelliği, sonuç değişmiyor. Sonuç ise şu: Küba kötü durumda, insanların çoğu mutsuz ve değişim bekliyor, değişimin ise çok yakında geliyor.
Eğitim iyi mi?
Küba’nın eğitim sistemi çok övülüyor ve okuma yazma oranının oldukça yüksek olduğu belirtiliyor. Turistik olarak gelen birisi birçok yerde rengarenk üniformalarıyla okul öğrencilerini görecektir. Öğrenciler dönemine göre giyilen bordo, lacivert ya da kahverengi renkli ve tertemiz üniformalarla ortalıklarda dolaşıp duruyorlar. Buraya kadar herşey güzel görünüyor. Peki ya sonrası..

Sonrasında halkın bilgi edinme özgürlüğü kısıtlandığından ve olanaksızlıktan dolayı ilk öğrendikleriyle kalıyorlar. Okuma yazma oranı yüksek olabilir ama sonrasında okunacak kitap yok, dergi yok, gazete yok, dolayısıyla okuyan da yok. Bana göre en önemlisi ise çağın en önemli icadı, özgürlüğün simgesi olan Internet yok. Dolayısıyla devlet çocuklara temel eğitimde ne veriyorsa onunla yetiniliyor, çocuklar tek tip vatandaş şeklinde yetişiyorlar ve birey olma şanslarının bir kısmı ellerinden alınıyor. Yani aslında vatandaşların büyük kısmı bilgisiz ve cahil durumda, dünyanın geri kalanından ve oradaki bilgiden bihaber.

Kızları, kadınları güzel mi?
Bu soruyu soran bazı tanıdıklarım oldu. Tüm kadınlar güzeldir.

Bir insana çirkin demeyi sadece dış görünüşünden ziyade karakterine atfedilebilecek bir sıfat olarak düşünebiliyorum. Küba’daki kadınlara gelince, genel anlamda alımlı değiller, yani Küba’ya has özel bir güzellikleri yok. Nedeni ise 16-18 yaşlarından sonra neredeyse tamamının göbeklenmesi ve daha sonrasında ise iyice şişmanlaması. Bir çoğu Anadolu’da yapılan kazılarda ortaya çıkartılan ana tanrıça figürlerine benziyor. Çocuk ölüm oranlarının çok düşük olduğu ve kişi başına düşen doktor sayısı bakımından Dünya’da ön sıralarda yer alan, sağlık sisteminin çok övüldüğü Küba’da beslenme alışkanlıkları nedeniyle bu hale gelen kitle için ne söylenebilir bilemiyorum.

Oldukça güzel olanlarına da rastladık ama sadece istisnalar.
Fidel yaşıyor mu?
Bu soru da gelen başka bir soruydu. Cevap olarak blog yazarı Yoani Sánchez den bir alıntı yapıyorum
Eğer Castro ölmüş olsaydı bunu herhalde en son biz Kübalılar öğrenirdik o yüzden bize haberin gerçekliğini sormanız saçma.
Önceden de söylediğim biz tatil için gitmedik, tatil için gidenler bunları görmeyebilir. Burada genelde kötü şeyleri yazıyorum ve gördüklerimi yaşadıklarımı aktarıyorum. Bunların sebebi nedir şeklinde bir tartışmanın içerisinde değilim. Bunların sorumlusu olarak kimseyi yermiyor ya da savunmuyorum. Elbetteki Amerika Birleşik Devletlerinin yaptıkları ya da Fidel ve Che’nin uğruna mücadele ettiği şeyler herkes tarafından bilinmektedir.

Küba’nın her yerinde çok sayıda sosyalizmi ve mücadeleyi vurgulayan afişler, eski devrimcilerin posterleri, komutanların veya kahramanlarının resimlerini görmek mümkün. En az olan ise Fidel Castro’nun resimleri. Che Guevera ise her herde; ama her yerde. Sadece bu afiş ve sloganlardan bir sergi açacak kadar fotoğrafım var; ama bir süre sonra sonra çekmeyi bıraktım.

Bunların dışında neler var?
Aslına bakarsanız güzel şeylerin sayısı çok daha fazla. Havası herşeye değer. Güvenlikle ilgili sıkıntı yok. İnsanlar oldukça cana yakın. Birkaç tane daha eklersek, purosu, sallanan sandalyesi, eski arabaları, denizi, okyanusu, ıstakozu, balığı, mojitosu, romu, cohibası, tropik meyveleri, ressamları, heykeltraşları, Varadero’su, Trinidad’ı, Ancon Beach’i, Vinales‘i ve daha birçok şeyi.

Ek olarak başka birkaç tespit daha.
Gökyüzünde akbabalar devamlı şekilde görülebilir. Çok büyükler ve bazı yerlerde oldukça kalabalıklar ama zararsızlar. Bunun dışında büyükbaş hayvanların hemen yanlarında ve bazen üstlerinde Küçük veya Büyük Ak Balıkçıl’a mutlaka rastlıyorsunuz. Sanırım hayvan toprağı eşelediğinde ortaya çıkan böcek, solucan vs için bir fırsat kolluyorlar. Bu iki tür dışında birkaç tür daha fotoğraflama imkanım oldu.


Şehirlerde üç tür taksi var. Herkesin bildiği eski amerikan arabalarından oluşan normal taksi, coco taksi (motosiklet) ve bici taksi (bisiklet). Çok fazla sayıda taksi var, haddinden fazla, yani tüm ülkede gördüğümüz arabaların üçte biri taksiydi diyebilirim. Halk genelde şehirlerarası yollarda bisikletle, motosikletle, at arabalarıyla, kamyonlarla, kamyondan otobüse çevrilmeye çalışılmış araçlarla, ayakta ve kötü koşullarda seyahat edebiliyor. Tabi parası olanlar için transtur ve viazul var.

Aman yanınızda yolları bilen yoksa araba kiralamaya kalkmayın, çünkü yollarda tabela yok. Var olanların bir kısmı da sizi yanıltabilir. İspanyolcanız ve haritanız varsa sık sık durarak yolunuzu bulma şansınız az da olsa mevcut.

Yemek kültürleri çok zayıf. Bu tropik cennette, dört tarafında deniz olan ülkede deniz mahsülleri konusunda çeşitlilik bekliyorsunuz haliyle, fakat malesef yok. Belki beş yıldızlı otellerin menüleri çok zengindir, fakat bizi ilgilendiren halkın kültüründe bu yok. Menüde sadece ıstakoz veya balık seçenekleri var. Istakoz oldukça ucuz, istanbulda 150 TL gibi fiyatla yiyebileceğiniz ufak istakozların yerine büyük bir tanesini 10 TL ye yiyebilirsiniz.
İnanın abartmıyorum, tüm yazdıklarım yaşanmış ve birebir görülmüştür. Ama burası ilginç bir yer kendini hemen açmıyor size, bir hafta değil, en az iki veya üç haftada bazı şeyleri kavrayabiliyorsunuz. Mesela Havana’da eşcinsellerin çokluğu dikkatimizi çekti, bu da başka bir ayrıntı. Sanırım Küba’da eşcinseller askere alınmadığından bazıları bunu bir kaçış yolu olarak görüyor.
Söylenecek o kadar çok şey var ki.. Bir kısmını sonraya azgezmis.com‘a bırakıyorum, bir kısmını da sadece fotoğraflara..
Bu yazımı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.

Bol bol seyahat ederim, fotoğraf çekerim, film izlerim ve kitap okurum. Genel anlamda insanları anlamam ve onlar da beni anlamazlar. Zaten sessizlik hakkında söylenen herşey gürültüden ibaret değil midir?
RSS ile takip edin






















Bir fotoğraf sever olarak, yazılarınızı, paylaşımlarınızı ve özellikle de fotoğrafçılıkla ilgili tanımlarınızı ve fotoğrafçılığa ilginizi bir süredir takip ediyorum… Özetlemek gerekirse; fotoğrafçılık ile ilgili kazandırdıklarınızın, bir fotoğraf severin google araç çubuğuna yazarak aradığı çok sayıdaki şeyler olduğunu düşünüyorum. Tebrik ediyor ve başarılarınızın devamını diliyorum…
Gelelim Küba gezinize ve söz konusu yazınıza… Bu yazınızı mümkün olduğu kadar çok kişi ile paylaşacağım. Neden biliyor musunuz? çünkü size ve yazdıklarınıza güveniyorum ve kübanın insan eşitliğinin en önemli simgesi olan bir ülke olduğuna inanan insanlarda öğrensin istiyorum.
Ancak ne olursa olsun belli bir şeyi kabul etmenin artısı ve eksisini de bünyesine alan ünlü bir bölge olması da Küba’ yı her zaman ilgi çekici yapacağı muhakkaktır.
saygılarımla…
Gerçekten çok güzel fotoğraflar ve güzel bi yazı yazmışınız. Benimde şubat 15-20 gibi 10 günlük bu ülkeye bi seyahatim olucak. Ülkeye girişte seyahat sigortası isteniyormu? Eğer isteniyorsa bunu ülkemizde yapabiliyormuyuz? Birde yemek kültürleri nasıl?
Evet seyahat sigortasını mutlaka yaptırın ve yaptırırken de Küba’da geçerli olmasına dikkat edin. Yemek kültürleri çok gelişmiş değil, bizim beklentimiz özellikle deniz ürünlerinde çok gelişmiş olması idi ama maalesef. Yine de ıstakoz ve balık yemenizi tavsiye edebilirim ama tavuk bizim damak tadımıza pek uymadı.
Paylaşım için teşekkurler, çook güzel bir yazıydı.
slm ben 18 şubatta kübaya gideceğim ben hava durumunu merak ediyorum ne tarz kıyafet götürmeliyim birde yanımda dolarmı mı euro mı götürmeliyim cuc ordan mı almalıyım başka önerileriniz de olursa sevinirim şimdiden çok tşk zerrin
Küba’da hava genellikle çok güzel, sene boyunca 18 derecenin altına pek düştüğü görülmüyor. Yanınıza euro alın ve havaalanında CUC alın. Ayrıca buradaki yazıları da okuyun:) Trinidad, Havana, Vinales
Selamlar.. yazinizi okudum ve ben 11 subatta Kuba 8 gunluk tatil icin gidecegim .. Hayallerimi susleyen bir ulke olmusdur Kuba .. Yazini zi biraz onyargili olarak gordum.. ama genede dikkate alarak., bu yaziyi kendi izlenimlerimide .. icine katacagim .. Yurt disindan Kuba ya tatile gidenlerin yorumlarini okudum uc asagi bes yukari ayni seyler .. Tabii daha olumlularida var.. Resimleriniz cok guzel onu soyleyim.. bende amator olarak fotoraf cekiyorum ve merak ettigim Orda rahat resim cekebilirmiydim… sizin bu sayfanizdan anladigim kadariyla evt.. cok yardimci oldu tsk.ler…
Fotoğraf çekme konusunda bir sıkıntı yaşamazsınız. Buradakilerin tamamı gözlem ve tek başına yapılmış bir gözlem de değil, benimle aynı fikirleri ve gözlemleri paylaşan en az 16 kişi var. Neden diğerlerinden farklı söyleyeyim. Çünkü biz turistik amaçlı bir ziyarete gitmedik, amacımız tatil yapmak ta değildi. Biz Küba’da kimsenin gitmediği, belki de gitmek istemeyeceği yerlere gittik, orada turistler yok yerli halk var.
Hakkı Bey herseyden once yanitladiginiz icin Tsk .ler Tabii goruslerinize saygi duyuyorum bir emek harcanmis .. Sizin kinle birlikde bir cok yorum okudum .. ve bambaska yorumlarda okudum tabiiki , cok daha olumlu olan … Saygilar
12 subat da esimle gidiyoruz kanada dan vandero sehrine….umarim husran olmaz….fotograflar icin tesekkurler ..
Varadero tam bir tatil cenneti. Eğer aradığınız buysa emin olun bulacaksınız.
Bir baktım Küba, bir baktım Hakkı Bey :) 01 şubat günü cape town a gidiyorum bir sonraki durağım umut ediyorum Küba olacak… Sitenizden ve sizden umarım büyük fayda sağlayacağım… Saygı ve selamlarımla
Umarım yakın zamanda görebilirsin, harika bir tecrübe olacağını şimdiden söyleyebilirim.
Hakkı bey Kübayı muazzam anlatmışsınız. Hep hayalimde olan bir ülke. Çok merak ediyorum. Umarım bende bir gün orayı gezme fırsatı bulurum. Bir şey sormak istiyorum. Kübalıların Atatürkümüze hayranlık duyduklarını daha önce bir kaç kaynakda görmüştüm. Bununla ilgili bir gözleminiz oldumu acaba? Birde, Türk olmanızın oradaki insanlar nezdinde nasıl değerlendirildiğini merak ediyorum. Bizi tanıyorlarmı? Hakkımızda malumat sahibilermi? Saygılarımı sunuyorum.
Umarım yakın bir zamanda gidersiniz. Kübalılar Atatürk’ü pek tanımıyorlar, gerçi Melacon’da diğer bazı devlet büyükleriyle birlikte bir anıtı var ama söylediğim gibi çok da bilinmiyor. Türkiye’nin neresi olduğunu bile pek bilmiyorlar sadece İstanbul2un adı biraz biliniyor.
Harika bir çalışma olmuş. Küba’nın eğitiminin gerçekten iyi olduğu söyleniyor. Ambargo uygulamayan İran, Venezuela gibi ülkelerden birçok kişinin tıp eğitimi için Küba’ya gittiğini anlatan yazılar okumuştum. Görmek istediğim ülkelerden biridir. Sayenizde epey bilgi edinmiş oldum.
Teşekkür ederim, aslına bakarsanız özellikle eğitim sistemini incelemiş değilim fakat günümüzde internet ve bağımsız yayınların ulaşamadığı bir ortamda nasıl araştırma yapılır, eğitim hangi seviyededir az çok tahmin edebilirsiniz.
Fotograflar ve yazı her zaman olduğu gibi harika! :)
Şöyle masaüstü arkaplanı olarak kullanabileceğimiz tarzda birkaç Hakkı Ceylan imzalı fotograf paylaşmanız mümkün mü acaba :)
Syg.
Oldukça etkilenerek okudum. Hem imrendim hem de Küba için üzüldüm.
Dünya’da kimsenin kimseden haberi yok. Herkes bir yerlerde bir hayatı sürdürüp gidiyor.
Fotoğrafları da merak ediyorum elbette. :)
“Unutmadan senin site temasını kullanmak istiyorum abi lütfen bana CSSleri ve pluginleri ekleyip bir de Hakkı Ceylan yazmışşın onu silip yerine adımı yazıp PSD dosyası ile gönderir misin? Sitemi seninkinin tıpatıp aynısı yapacağım temayı bedava dağıtman yetmiyor” Hehehe :)
İnsanımıza bayılıyorum, cidden bayılıyorum :) Allah sabır versin. :)
Süleyman almesin, :) evet tam yazdığın gibi.. Fotoğrafları zaman bulunca elden geçireceğim, paylaşırım.
Küba bir gün gitmeyi istediğim ülkelerden biri, o geçmişi yansıtan sokaklarıyla. Gezi fotoğrafları arasında sokak, cadde fotoğrafları en çok sevdiğim fotoğraflar, bence bir ülke ile ilgili en çok bilgiyi veren, insanı o ülkedeymiş gibi hissettiren fotoğraflar. Bu yüzden fotoğraflarınızı sevdim.
Murat Bey teşekkürler, çok daha fazla fotoğraf var umarım zaman bulur ve yükleyip burada paylaşırım.
Biz 3-4 yıl önce 1 mayıs’da tur ile Cuba’daydık ve sadece töreni izlemek bile bizi mest etti. Otelde kaldığımız için ve pazarda meyveler boldu. Yağlıboya tablolar müthişti ve aldık. Trinidad köy meydanında gece turist-köylüler karışımı danslar çok eğlenceliydi. Kalem veya sabun isteyen hanım ve beylerin kibarlığı ve gözlerini yere indirerek mahcup isteyişler gözyaşartııc ve saygı uyandırıcıydı. O yoklukta kadınların bakımlı ve süslü oluşları ve güzellikleri inanılmazdı. Cuba mutlaka görülmeli.
Gelemediğim,ama hakkında çok şey öğrenmek istediğim bir ülkeydi.Düşündüklerimin bir çoğunun aslında doğru olduğunu gördüm ama bu kadarınıda baklemiyordum.Sosyolojik olarak ,kaçınılmaz gidilinecek değişim öncesi ve fotoğraf adına mutlaka görülmesi gereken bir yer.Fotoğraf anlayışın olarak rutin ve öne çıkarılan yerler,kişiler yerine asıl gerçekler ve uzakların peşinde olduğundan,yazının anlattıklarını çok daha gerçekci olarak hafızama kazındı…alıntında olduğun gibi, Fidel ölürse en son halkı duyacak gibi….oysaki neler düşünüyordum Küba hakkında… sonrasında bende bir ay kaçmalıyım oraya…Sevili dostum ,aktarımın için teşekkürler,gezgin ve fotoğrafcı ruhunada selam ola…
Dostum seni çok andık, keşke yanımızda olsaydın. Burada yazamadıklarımın bir kısmını da görüştüğümüz zaman aktarırım, selam ve sevgiler..
hem kaleminize hemde sizin bizimle paylaştığınız karelerin azıcıklığının tadı damağımızda kalırken teşekkür ediyorum sevgi ile hakkı by
Tayfun Bey en kısa zamanda diğer fotoğrafları da paylaşmaya çalışacağım. Buraya bağlantısını eklerlm.