Nedensellik üzerine

Yıllar önce yazmış olduğum yazılardan birisi de nedensellik üzerine idi. (Sadece birkaç tane daha kaldı onları da sayısal ortamın güvenli kollarına emanet ettikten sonra gündemi yakalamaya devam edeceğim.)

İnsan her şeyi kendine göre anladığından dolayı, yazılan bir yazının okuyanın zihninde uyandırdığı düşünceleri anlamak neredeyse imkansız. Yine de denemeye değer olduğunu düşünerek yazıyorum. “Nedensellik” gerçekte var olmayan bir olgu, yani gerçekte sadece bir “nedensellik” kelimesi mevcut ve bu kelime var olmayan şeylerden bahsediyor.

Nedenselliği kısaca “Bir olayın diğer olaydan önce oluşarak, ikinci oluşan olayın sebebi gibi görülmesidir.” Şeklinde özet olarak tanımlayabiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken iki nokta var. Birincisi olayların tamamen soyutlanabilir olmasının kabulü, yani yaşadığımız evrenden ve diğer olaylardan bağımsız, sadece kendi başına, “olay” olan olaylar. İkincisi ise zaman kavramı ve öncelik – sonralık ilişkisi çok önemli, yani bir olayın nedeni olaydan sonra olamaz. Şimdi bu iki noktayı biraz daha inceleme çalışalım.

Hiç bir olayın nedensiz olamayacağı açıkken (aynı zamanda hiç bir olayın tek bir nedeni yokken), ilk oluşan olayın nedensiz olduğunun kabul edilmesi (çünkü neden olarak kabul edilen olaylar evrenden ve ayrıca diğer olaylardan soyutlanmışlardır.) nedensellik üzerine düşen ilk gölgedir. Yoksa burada anlatılmak istenen, bir olaylar zinciri içerisinde hep önceki olan sonrakinin nedeni, sonraki de öncekinin sonucudur, mu? Böyle olduğunu düşünelim; burada belirli olaylar dizilimi (zaman sırasına göre) vardır ve bu dizilimden herhangi ardışık ikisini incelediğimizde, önce olan sonra olanın nedenidir. Örnek olay zinciri; öys sınavına girmem, sınavı kazanmam, okulda briç öğrenmem, Tayfun’la tanışmam, onun evinde UFO adlı bilgisayar oyununu oynamamız. Buradan ardışık olmayan iki olayı incelesek de bir neden-sonuç ilişkisi kurulabilir. Zaten bu olaylar silsilesi içinde yer almayan sonsuz ara olay vardır ve bu ara olayların kendinden sonraki olayları etkileme önemleri sayılan olaylardan kesinlikle az değildir. Sonuçta bir olayın oluşumunu belirleyen o andan önce olmuş tüm olaylardır, bunlardan herhangi birini seçip de o olayın nedeni gibi sunmanın sadece yanılgı olduğu bir gerçek.

Kısaca söylemek gerekirse bu yazıyı okumanın nedeni tüm evrendir ve senin okuman tüm evreni etkilemiştir. Kalemi bıraktım ve masaya düştü. Kalemin masaya düşmesinin nedeni kalemi bırakmam mı, belki bu yazıyı yazmayı düşünmem, yok yok dünyanın kaleme uyguladığı gravitasyonel çekim olmalı bunun nedeni, belki de bingbang dedikleri olaydır, belki de sadece kalemin masaya doğru hareket etmesidir.

Son söz;
Tüm evren tek bir an için çalışır. O anın nedeni tüm evrendir ve sonucu da tüm evren
.

5 Yorum Var

  1. Aynen söylediğin gibi, kelebek etkisini tam olarak anlatan bir film var, bulabilirsen mutlaka izle; http://www.azpismis.com/lola-rennt-1998/

  2. Mesela; Eğer biz yorum yazmasaydık, sen “Kelebek Etkisini” söylemeyecektin, Söyleyince benim aklıma o film geldi. Sonra yorumuna bu yorumu yazmak istedim. Derken bu yoruma sen bir yorum yazacaksın…

  3. Aslında bu kelebek etkisi ile birlikte ele alınabilecek bir konu ama burada kısa kesmişim.

  4. Hakkı Abi, “Kırılma Noktası” adlı bir film vardı(banka soygunu olan değil) Orada da; insanın yaptığı her hareketin hayatını etkilediğini anlatıyordu. Yani ben buraya yorum yazınca bu yorumumun “neden” olacağı sonuçlar olacak. Eğer yazmasaydım bu kez yazmadığım için “neden” oluşturacak olaylar yaşıyacağım. Kararlar herşeyi değiştiriyor yani! Anladım mıyım mı? :)

  5. Tüm parametreleri birbirine bağlı çalışan garip bir denge bu. Çok etkileyici buldum yazınızı.

Lütfen, soru sormadan önce üstteki yazının tamamını ve cevapları okuyun, soracağınız soruların cevapları büyük ihtimalle verilmiştir. Ek olarak lütfen ilgili konuya yorum yapın, örneğin geziyle ilgili bir yazıya yorum yapıp fotoğraf makinesiyle ilgili bir soru sorarsanız yorumunuz silinecektir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.