Amatör Fotoğrafçının Hikayesi

Öncelikle amatör fotoğrafçı kimdir diye soran olursa kısaca şu cevabı veririz; Fotoğrafı seven, boş vaktini fotoğraf çekerek değerlendiren. Mümkün mertebe gezilere, sergilere vb. etkinliklere gitmeye çalışan, fotoğraftan para kazanmak bir yana fotoğraf için para harcayan kişilere amatör fotoğrafçı denir. Fotoğrafı uygulama konusunda kendini geliştirmeye çalışan kişidir amatör fotoğrafçı. Amatör terimi sizi yanıltmasın, profesyonellik ile amatörlük arasında temelde tek bir fark vardır, profesyonelce yapılan işte maddi bir kaygı vardır, amatörce olanda ise yoktur.

Ufak, küçücük bir dijital makineyle başlamıştı fotoğraf çekmeye, öyle bir zaman geldi ki bu işten çok zevk almaya başladı ve daha iyi fotoğraflar çekmek istedi. Alan derinliği (1) diye birşey duymuştu ama elindeki makinayla o tip bir etkiyi bir türlü veremiyordu. Bunun DSLR (2) makinayla rahatça oluşturulabildiğini duydu bir yerlerden. Sonra bir arkadaşının elinde DLSR olarak adlandırılan makinalardan gördü. Biraz inceledi, biraz kurcaladı, bu makinayla fotoğraf çekerken alınan keyif bambaşkaydı. Mutlaka alması lazımdı. Biraz para biriktirip alabilirdi ama ne alacaktı, Canon mu, Nikon mu, Pentax mı? sonra hangi modelini almalıydı? Araştırma ve okuma safhası başlamıştı. Her bulduğu incelemeyi, kullanıcı yorumlarını okuyordu. Bu okumalar sırasında bir sürü yeni terim, bir sürü ek bilgiyi de öğrenmiş oluyordu. Birisi x makinanın ISO 400 (3) den sonra çok noise (4) verdiğinden bahsediyordu, o da hemen noise ve ISO nedir, ilk başta onları öğrenip, sonra da okuduğu yoruma bir anlam veriyordu. Bir zaman geldi, baktı ki parası var ama hala makina alamamıştı, hep yeni bir model çıkıyor, çıkan yeni modelin incelemelerini okurken başka bir modelin duyurusu yapılıyordu. Çıkacak olan modeli bekleyeyim derken hep beklemede kalıyordu. Sonunda gözünü karartıp bütçesinin elverdiği en üstün özellikli bir DSLR makinayı standart bir objektifle birlikte satın aldı.

İlk zamanlar yeni makinasıyla oldukça mutluydu, ne de olsa o kadar para vermişti. Her türlü tekniği denemeye çalıyordu. Makinayı ve tüm özelliklerini öğrenmek için en zor koşullarda çekim yapıyordu. Sonra standart objektifle istediği fotoğrafların bir kısmını çekemediğimden ekstra bir objektif, Tele Objektif (5) almaya karar verdi. Objektifi aldı almasına ama alırken objektifi korumak için önüne mutlaka bir UV filtre (6) takılması gerektiğini de öğrendi, tabi onu da satın aldı. Tele objektif çok güzel birşeydi, uzaktaki objeleri yakına getirebiliyor ve alan derinliğini düşük tutarak güzel fotoğraflar çekebiliyordu. Fakat artık makinasını yanıma alıp dışarı çıkamıyordu, diğer objektifi nereye koyacaktı? çanta da alması gerekiyordu ve kendine bir omuz çantası aldı. Bu arada okumaya devam ediyor ve dijital fotoğrafın vazgeçilmezi, ditijal karanlık oda diyebileceğimiz Photoshop’u (7) yavaş yavaş öğreniyordu.

Aradan biraz daha zaman geçince ve amatör fotoğrafçımız daha çok fotoğraf çekmeye başlayınca, hele bir de birkaç günlük gezilere çıktığında elindeki hafıza kartı yetmemeye başladı, ekstra bir tane daha alması gerekiyordu, aldı da. Çok sevdiği ve zamanında eski minik makinasıyla çekmeye çalıştığı o makro dünyanın güzelliklerini de çekmek istiyordu fakat bunun için bir makro objektif alması gerekiyordu. Bunu en iyisinden almalıydı, herkesten daha detaylı, daha yakın çekimler yapmalıydı. Fakat makro ojektifler (8) biraz pahalıydı, neyse ki aradan biraz zaman geçince paraya kıyıp bir de makro objektif aldı. Makro çekimler fotoğraf keyfini yerine getirmişti ama çantası ağırlaşmıştı ve çok sıkışıktı. Hangi omuzunda taşısa o omuzu ağırıyordu, keyif için çekimlere giderken eziyet çekmek bir paradoks oluşturmaya başlamıştı. Yeni bir çanta lazımdı, sırt çantası, bunu da alalım dedi ve aldı. Alırken “artık bu çanta beni elli yıl idare eder herhalde, notebook için özel bir bölmesi bile var daha ne olsun.” diyordu.

Fotoğrafçı arkadaşlarıyla konuşuyor, fotoğrafları eleştiriyor yeni şeyler öğreniyordu. Bir arkadaşının manzara fotoğrafları çok ilgisini çekiyor, özellikle de fotoğraflarda bulutların bu denli güzel çıkmasını nasıl sağladığını merak ediyordu, acaba bir Photoshop oyunu muydu? Onu da öğrendi, bu Circular Polarize (9) denen bir filtre ile sağlanabiliyordu. Manzara fotoğrafları çok geniş açılarda, özellikle polarize filre kullanıldığında harika çıkıyordu. Neyse dedi kendi kendine “şimdilik polarize filre alalım, daha sonra daha geniş açılı bir objektif te alırız elbet”. Polarize filtre de aldı, alırken “polarize filreler UV lerden daha pahalıymış be..” diyordu. Bazı fotoğrafları hala çekemiyordu, çünkü onlar Uzun Pozlama (10) yapılmış fotoğraflardı. Bunun için de bir Tripod (11) gerekiyordu, neyse onu sonra alırdı.

Zamanla fotoğraflarını beğenmemeye başladı, içleri boş geliyordu ona, birşeyler eksikti. İyi fotoğraflara daha çok bakıp, daha çok okuduğunda bunun ne olduğunu öğrendi kendince, fotoğraflarında insan yoktu. İnsan ve çevresini konu alan fotoğraflar çekmek istiyordu artık, zordu bu, diğerlerinden daha zordu. Duyguyu ve çevreyi aktarabilmek, öyle manzaranın karşısına geçerek çekmeye benzemiyordu. Ama denedi, denemesi bile zevkliydi, artık fotoğraf çekerken daha çok keyif alıyordu. Ama istediği etkiyi verebilmek, insanı çekerken çevresini de fotoğrafta daha çok gösterebilmek için daha geniş açılı bir objetife ihtiyaç duyuyordu. “O kadar param yok dedi” kendi kendine, “acaba ikinci el bulabilir miyim?” Araştırmaya başladı forumları alışveriş sitelerini ve uygun bir objektif buldu kendince ve onu satın aldı, tabi UV filtresini de beraber.

Artık tatillerde deniz kenarında uzanarak harcamıyordu vaktini, tatillerinde hiç gitmediği farklı yerlere gidip farklı kültürleri görüp, farklı insanların fotoğraflarını çekmek istiyordu. Uzun fotoğraf gezilerinde fotoğraf makinasının pili bitebilir ve tüm tatili zehir olabilirdi. Bir adet yedek pil ve ekstra bir hafıza kartı daha aldı. Artık tatilleri daha yorucuydu ama çok daha keyifliydi. Birçok insanla tanışıyor, muhabbet ediyor, yeni yerler, yeni yemekler, yeni adetler ve yeni insanlar keşfediyordu. Tatillere giderken yanına yeni aldığı tripodu da götürüyordu artık, 2 kilodan fazlaydı ağırlığı, çantasıyla birlikte sekiz on kilo yapıyordu, ama olsun du. Ayrıca çantasında uzun pozlamalarda kullanmak amacıyla bir ND Filtre (12), bir uzaktan kumanda cihazı, flaş ışığını yumuşatmak için bir aparat, beyaz ayarını (13) tam yapabilmek için başka bir aparat ve bunun gibi ufak tefek bir sürü ekipman vardı.

Zaman böyle geçip gidiyordu ve amatör fotoğrafçımız hergün bilgilerine yenilerini katıyordu, fotoğraf tekniğini geliştiriyor ve eski fotoğraflarına baktıkça beğenmiyor, eleştiriyor ve birçoğunun kalitesinden memnun kalmıyordu. Yeni fotoğraf makinalarını incelemeye devam ediyor, “acaba, yeni bir makina alsam mı?” diyordu kendi kendine. Çantasına baktı, ne çok şey almıştı zamanla, hepsinin de bir amacı vardı, hiçbiri boşa alınmış değildi. Ve hala almak istediği ihtiyacı olan birçok şey vardı. Ama o değişmişti, artık insanları kokutmadan o devasa makinasını, objektiflerini insanları rahatsız etmeden ve dikkat çekmeden kullanmak istiyordu. Etrafta o na her zaman sorulan bir iki soru vardı “Hangi gazete abi?”, “Hello?”, “Ne için çekiyorsunuz bu fotoğrafları?” bunlardan da bıkmıştı artık. Yoksa, yoksa bir Rangefinder (14) mı almalıydı? hmmm…

Açıklamalar:

Yukarıda geçen bazı terimlerle ilk kez karşılaşanlar için aşağıda açıklama gereği duydum, ayrıntılı bir açıklama değil ama en azından yukarıdaki metni daha iyi anlamalarını sağlayacaktır.

(1) Alan derinliği: Fotoğrafta tüm alanlar net çıkmaz, netlediğimiz objenin bir miktar önü ve bir miktar arkası net olarak çıkacaktır. Bu alanın genişliği net alan derinliği olarak anılır, diyafram değiştirilerek kontrol edilebilir.
(2) DSLR: SLR, tek mercek ayna anlamındaki kelimelerin kısaltımışıdır. Bu sistemde objektifle film (DSLR de sersör) arasına yerleştirilmiş bir ayna ve vizör(bakaç) hizasına yerleştirilmiş prizma aracılığıyla objektiften geçen ışığı göze ulaştırır. Ayna hareket edebilir bir yapıya sahip olduğu için deklaşöre basıldığı anda yukarı kalkar ve pozlama gerçekleşir. SLR makineler her türlü objektif ve filtre kullanımınında kolaylık sağlar. DSLR ise SLR makinelere dijital sensör adapte edilmesi sonucu ortaya çıkan makinalardır.
(3) ISO: Işık hassasiyeti olarak adlandırabiliriz. iso değeri arttıkça ışık hassasiyeti artar ve az ışıklı oratamlarda fotoğraf çekmemiz kolaylaşır.
(4) Noise: Dijital fotoğrafta oluşan istenmeyen noktacıklanma olarak tanımlayabiliriz, genellikle yüksek iso değerlerinde ve az ışıklı koşullarda daha çok oluşur.
(5) Tele Objektif: Genel anlamda odak uzunluğu 70mm ve daha büyük olan objektiflere verilen isimdir. Fotoğraf makinesi ile konuya yaklaşmadan, uzaktan objeleri çekebilmeye yarar.
(6) UV filtre: Objektifin önüne takılır, objektifi güneşten gelen ultraviyole ışınlarına karşı ve aynı zamanda çizilmelere karşı korur.
(7) Photoshop: Adobe firmasının ditital fotoğrafları işlemek için hazırladığı, oldukça profesyonel bir program.
(8) Makro Objektif: Objeleri daha yakından çekebilmek için özel olarak üretilen bir objektif türü.
(9) Circular Polarize Filtre: Objektifin önüne takılır, ışık kırılmalarını kontrol etmenizi sağlayarak, yansıma oluşumunu engeller.
(10) Uzun Pozlama: Fotoğraf oluşurken makinadaki ışığa duyarlı bölge (sensör) belirli bir süre açık kalır (mesela 1/500, 1/100 saniye kadar) bu sürenin uzun olması durumunda(2 saniye, 3 saniye gibi) buna uzun pozlama deriz.
(11) Tripod: Uzun pozlama sırasında makinayı elimizde sarsmadan tutamayız, bu yüzden makinayı sarsmadan, sabit bir şekilde tutan üç ayak(tripod) sistemi geliştirilmiştir.
(12) ND Filtre: Nötr Yoğunluk filtresi olarak çevirebiliriz. Tüm renklerde ve dalgaboylarındaki ışığı eşit miktarda azaltmak için kullanılmakta olan gri renkli bir optik elemandır. ND filtre kullanım amacı film ya da sensör yüzeyine düşen ışığın miktarı kontrollü olarak azaltmaktır.
(13) Beyaz Ayarı: Bütün ışık kaynaklarının kendilerine ait bir renk sıcaklık değeri vardır, bu değer bilinir ve makinaya bildirilirse en doğru renk elde edilmiş olur.
(14) Rangefinder: Değişebilen objektif sistemine sahip olmasına karşın SLR veya DSLR makinalardan farkı aynasının olmamasıdır, bu yüzden daha küçük bir yapıya sahiptir.

Eğer bu yazımı beğendiyseniz, RSS kullanarak tüm yeni yazılarımdan kolaylıkla haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa burası ve tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader sistemini kullanabilirsiniz.

34 Yorum var

  1. Özgür Tekinşen diyor ki:

    Yazınızı okurken “kendimi” okur gibi oldum. (Rangefinder kısmı hariç, belkide daha oraya gelmedim.) Elinize sağlık, keyifle okudum.

  2. Hasan Yavaş diyor ki:

    Çok iyi ve bilgilendirici bir yazı olmuş.

  3. Güney Cüceloğlu diyor ki:

    yazıda anlatılanlar ve listelenmiş 14 terim bana da çok tanıdık geldi Hakkı Bey. İlk dijital compact makinam ve ilk DSLR ım olan D70 arasındaki zamanı hatırlattı bana.

    Neyse ki artık geride kaldı aci dolu o günler :)

    Selamlar

  4. Yunus Erol diyor ki:

    Çok güzel ve öğretici bir yazı olmuş bu yazı için size çok teşekkür ederim özellikle teknik terimleri bu denli güzel bir hikayeyle açıklamanız gerçekten taktire şayan.

  5. Turgay diyor ki:

    Tabi birde çekilen fotoğraflara melül melül bakan hayranlar var, Teşekkürler.

  6. inanç Özyalım diyor ki:

    Hangi evrede olduğumu anlama açısından güzel bir klavuz olmuş.Rangefinder a kadar gidecekse sonu simdiden para biriktirmeye başlamak lazım.Teşekkürler.

  7. Adnan Kandemir diyor ki:

    Güzel bir yazı ve yararlı bilgiler veriyorsunuz…Teşekkürler..Yorumları okuyunca yazınızda herkes birşeyler hatta kendilerinden birşeyleri bulması çok daha güzel..Bende bir şeyler buldum.Yaklaşık 28 yıl önce Gazi Eğitim Fak.’sinin Resim Bölümünün bodrumundaki karanlık odada o dönem fotoğraf hocamız olan Hasan Pekmezci’nin fotoğrafla ilgili ağzımıza çaldığı bir parmak bal 2008 yılına kadar hep tadını hissettirdi.Şartlar işte sonra emeklilik ve bir fotoğraf makinası edinme..O güne kadar olmadı işte olamadı hep birşeyler onun önüne geçti..Amatörce çekimler aman ne tad…balın yanına şimdide kaymak koyduk…Kendimizce kendimiz için çekiyoruz ve üstatların fotoğraflarıyla zevke gelip onlar gibi güzel kareler yakalamanın gününü sabırla bekliyoruz…
    selamlar…

  8. Atakan BAYKAL diyor ki:

    Tam da bütçeme uygun bir Rangefinder ararken okudum ya süper olmuş

  9. Altuğ Oymak diyor ki:

    kimse fotoğrafın ne olduğunu ve hangi amaca hizmet ettiğini anlatmadığı müddet içersinde anlattıklarınızın olması gayet doğal, yoksa bu kadar teknolojik ürünleri kime pazarlayacaklar bu bir tüketim sorunu.

  10. HC diyor ki:

    @Altuğ Oymak, kesinlikle katılıyorum ama zaten buradaki amacım, bu tüketim çılgınlığını vurgulamak

  11. Cüneyt Öner diyor ki:

    Bu hangi gazete olayının bir benzerini geçen 29 Ekim’de yaşadım. Kutlamalar için Vatan Cd. girerken :
    polis : gazetecimisin dedi
    bende yok fotoğrafçıyım dedim
    polis : “o da olur inşallah ileride” dedi
    :)

  12. Kirtiş diyor ki:

    Uzun bir aradan sonra yazılarını okumaya başladım :) Ve nasıl gkeyif aldım anlatamam :) Sanki tarifini yaparken her ânını yaşamışım gibi hissettim (ki zaten öyle) ama bu çılgınlığı durdurabilmek maalesef imkansız. Hala eksikliklerimiz var eksiğimiz var ve öğrenmemiz denememiz gereken teknikler var. Ama asıl soru bence şu olmalı. Ne zaman tamam artık demeli?

  13. HC diyor ki:

    Teknolojik gelişimler devam ettiği sürece sanırım biz de peşinden takip etmek zorunda kalacağız, tabii herşeyin başı olan maddi durumu unutmamak gerekir.

  14. Veysel Keleş diyor ki:

    Bu anlatılan hikayenin daha başlarındayım maalesef. Tabii ki bunun tek sebebi maddiyet. =) Ama daha gencim ben. Kendi ayaklarım üzerinde durmaya başlayınca bu zorlu kademeleri geçeceğim inşallah. Kaleminize sağlık.

  15. Onur Dinler diyor ki:

    Merhaba Hakkı Bey, çok sade ve güzel bir anlatım ile aktarmışsınız biz amatörlerin başladığı noktayı, diğer dostların da söylediği gibi, konunun asıl karakterleri bizleriz esasında, teşekkürler..

  16. Fatih YILMAZ diyor ki:

    Teşekkürler güzel bir yazı olmuş ;)

  17. uzun yorucu bir o kadar da zevkli bir yolculuk,
    bende yeni çıktım bu yolculuğa ve geri dönmeyede hiç niyetim yok.
    Terimler ve Anlatım başarılı olmuş Hakkı abi ;) Teşekkürler.

  18. Süleyman Sönmez diyor ki:

    Ya, ben de hiç böyle olmadı. Bir sabah kalktım bir baktım sayıklıyorum DSLR, sıvı mercek, optik düzeltme, barrel efect, bracket, white ballance, nötr gri …. “Ne diyorum ben ya” dedim.
    Annem “çay iç geçer” dedi. Geçti. Sonra gidip bir compact makine aldım.
    Sonra yıllar geçince anladım :) Meğer bir kehanet rüyasıymış.

    Şaka bir yana çok eğlenceli bir amatörlük öyküsü olmuş. Gerçekten de bazı şeyleri okulundan öğrenmek güzelken, bazı şeyleri heyecanla keşfederek yaşamak eşsiz oluyor. Bu nedenle fotoğrafı sormayı öğrenmeyi ve denemeyi çok seviyorum.

    Bu arada ne zamandır sesini işitmediğim Güney dostumu da bu yorumlar da yakaladım ya. Keyfime diyecek kalmadı. Hakkı Hocam evsahibi, misafirler iyi. Daha ne istenir ki :)

  19. Aynur diyor ki:

    Yani ne diyeyim fotograf kabiliyetiniz kadar kompozisyon yeteneginizin de kuvvetli oldugunu soylemeden gecilemeyecek ayni zamanda da her amatoru anlatan,daha sizin seviyenize gelmemislere ise yol gosteren bir yazi.
    Cok tesekkurler.

  20. Burak Budak diyor ki:

    Sırayla bu kademeleri geçeceğimi ümid ediyorum. Yavaş yavaş sindire sindire.
    Yazıda ki 14 numara mantığı muhteşem olmuş. Klavyenize düşüncelerinize parmaklarınıza yüreğinize sağlık :) (biraz abartılı oldu galiba)

  21. BlogCini diyor ki:

    Başarılı bir anlatım, yararlı bir yazı ve terimler açıklaması olmuş. Teşekkürler…

    Ancak hala bir DSLR alamadım gitti yahu :/ …

    Not: Serzenişim için üzgünüm, tutamadım kendimi :D …

  22. Ekin Acar diyor ki:

    Çok güzel bir çanta, komple takımıyla darısı başıma diyorum:) Ben henüz küçük dijital makine basamağındayım…

  23. Ahmet Can Köse diyor ki:

    Bu yazınız için size teşekkür ederim. Harika bir dünya kurmuşsunuz. İçeriye girenler web sitenizin genişliği ve ufuk açıcı özelliği ile çok memnun olarak ayrıldığı kanaatini taşımaktayım. Fotoğraf sanatı yaygınlaştıkça insan bu sanat sayesinde kendi ruhunu tanımaya ve geliştirmeye başlayacaktır. Ancak ülkemizdeki bu fotoğrafçılık tutkusunun önüne ne yazık ki ekipmanların pahalı oluşu çıkıyor. Hasbelkader bir makine alıyorsunuz bu sefer de hırsızların , haramzâdelerin gözleri üzerinizde oluyor. Zor bela bir Nikon D60 almıştık . Ancak bir haramzadenin eline geçince bütün hayallerim yıkılıverdi. Üzüntüm büyük. Hayalini kurduğum bir dünyanın tam içine girmişken böyle bir olayla karşılaşmam beni tamamen yıktı. Ancak yine de bu dünyanın ışığı beni bekliyor. Elbet bir gün bu ışıktan nasibimi alacağım. Yazılarınıza devam etmenizi ve bizim gibi yeni yeni bu sanata gönül vermiş insanlara ışığınızdan aktarmanızı diliyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

    Saygılarımla.

  24. Komikya diyor ki:

    Ben de beğendim :))

  25. Aslıhan diyor ki:

    Bu kadar karmaşaya girmemek için 6 senedir aşağı yukarı aynı kalitedeki makineleri kullanıyorum. Tam yeltenecekken milyonlarca yorumu okumak beni yeni makineye geçme düşüncesinden alıkoyuyor.

  26. hakki diyor ki:

    güzel yazı olmuş

  27. Mehmet Giray ERSOY diyor ki:

    Bu yazının yarısına kadar kendimi buldum … diğer yarısına ise adım atıyorum nedense hergün bir öndeki cekimlerimi beyenmiyor ve her gün bu yazının sonuna doğru adım atıyorum. Amatörler hakkında süper bi izlenim ve yazı bu bence … Tebrikler ve faydalı bilgiler için teşekkürler.

  28. Sinan Güleç diyor ki:

    Hocam çok teşekkürler…
    Yazılarınızı okumak dijital çöplükte ne kadar yer kapladığımızı hatırlattı…

    Bir parçası olduk kurtulamıyoruz doğrusu.
    Acaba protesto için 1 gün objektif mi karartsak mı diyorum?

    Selamlar sevgiler….

  29. Serkan diyor ki:

    Eyvah; Rangefinder’ de ne olaki dedim :))

  30. Aykut Başar diyor ki:

    Hımm gerekli incelemeler yapıldı sonunda DSLR geçen hafta alındı ve tabi kit lensle birlikte,bi taraftan çanta ve tripod araştırması yapılıyor bi yandan da göz ucuyla 70-300 lere bakılıyor bu arada yazıyı okuyorum ve sanırım korkuyorum:))

  31. Srzns diyor ki:

    Sanırım bu yazının başlangıç kısmı tamda beni anlatıyor;son kısımlara hatta orta kısımlara ulaşmam için bir kaç fırın fotoğraf çekmem ve biraz da zamana ihtiyacım var:)
    Yazı için teşekkür ederim:)

  32. Veysel Keleş diyor ki:

    Bu yazıya tekrar bir dönüş yapayım dedim. İlk okuduğumda ne kadar çok etki bıraktığı ortada. Hiç aklımdan çıkmadı şu amatör ve profesyonel arasındaki fark. Hep de bu yazıyı ilk okuduğumdaki gibi düşünceyle devam ettim. Amatörüm ben bu işte :)
    Gelelim bu hikayenin nerelerine ulaştığıma. Baya bir yol kat etmişim ben. Sonuna doğru az kalmış. Tekrar teşekkür ediyorum böyle bir yazı için…
    Tam iki sene geçmiş en son okuduğumdan bu yana ama aklımda hep durdu bu yazı ve benden fotoğraf konusunda yardım isteyenlere de okuttum durdum bu sayfayı :)

  33. HC diyor ki:

    @Ahmet Can Köse, teşekkür ederim.

  34. HC diyor ki:

    Sinan hiçbirşeyi karartmayalım, karanlıkları aydınlatmak lazım ;)





Son Fotoğraflarım

20091121251BK
20091121104BK
20060910117BK
20070910247BK
20100613105BK
20091121005BSK
20100423150BSK
20091121242BK
20091121005BK
20090926055BK
20100708022BSK
20071111048BK